Muhabir olmak ister misiniz?

Üsküdar'da bir hane

Sibel Yiğit

Sibel Yiğit

E-Posta : sibelyigit76@yahoo.com

Fatih'te geçen çocukluğum sırasında, Anadolu yakasının değişik semtlerine dağılmış akrabalarımız nedeniyle bir ayağımız hep karşıdaydı.

Hacı anne ve hacı dayı diye hitap ettiğimiz aile büyüklerimiz de, kendimizi bildiğimizden beri Üsküdar'da oturuyorlardı. Küçücük daireleri bir apartmanın bodrum katındaydı.

Onları ziyarete gittiğimizde; sobalı küçük dairelerinin, küçücük tek odasında büyüklerle beraber oturmak dışında yapabileceğimiz birşey olmazdı. Eski siyah-beyaz televizyonları hiçbir kanalı çekmezdi. Sonradan renkli bir televizyonları olmuştu gerçi. Kardeşlerim, oraya gittiğimizde, sesini çok açmadan televizyon izleyip oyalanır olmuştu böylece. Bense daha büyüktüm ve aslında o evde bambaşka şeylerin peşindeydim. Bu yüzden zaten hiç sıkılmazdım.

Hacı annemizin, arkada özenle dekore edilmiş küçük bir misafir odası vardı. Hani şu; içi hiç kullanılmayan bardaklar, kadehler, cam eşyalar, dantellerle süslü vitrinlerden ve kolçaklarında örtüler serili olan ve üstünde süslü kırlentlerin dizili olduğu koltuklardan vardı bu odada. Ama hava soğuk olmasa bile, misafir odası denilen bu odada nedense hiç misafir ağırlanmazdı. Hacı annenin torunlarıyla, zaman zaman bu konuyu espri malzemesi yapıp aramızda kıkırdaşır, hatta hacı anneye de takılırdık. "Bu oda daha liyakatli misafirler için, biz o liyakatte değiliz demek ki hacı anne" derdik.

O evde hiç sıkılmadığımı hatırlıyorum. Evin her köşesinde eski birşeyler vardı çünkü. Hikâyelerini çok iyi bildiğim aynı eşyaları, her gittiğimizde yeni baştan tek tek incelerdim. Bazen ilk kez ortaya çıkarılmış yeni bir eski eşya ile karşılaştığımda acayip heyecanlanırdım.

Hacı annelere giderken yanımda ödevimi yapmak üzere defter kalem götürdüğüm bir seferinde, yeşil boya kalemimle eski yüklüğün alt kısmına küçük bir işaret koymuştum. Sonraları oraya her gittiğimizde aynı işarete bakıp durmuştum yıllarca. Onu her defasında orada bulmak; azıcık hüzünlü, azıcık gizemli garip bir haz vermişti bana. Özellikle anneannem ve dedemsiz gitmeye başladıktan sonra. Artıık liseye gidiyordum ki bu işareti kardeşime göstermiştim. Sanırım biraz saçma bulmuştu.

Anneannem ve dedem hayattayken hacı annelere gitmeyi daha çok severdim. Aralarındaki sohbeti can kulağıyla dinlerdim. Onların vefatlarından sonra acı vermişti hacı annelere ilk gidişlerimiz.

Bu küçük dairenin bir de küçük sürprizi vardı ilk kez gelen konuklarına. Arka tarafa bakan şirin bahçesinden söz ediyorum. "Aa! balkon varmış burada" deyip kapıyı açanlar, rengârenk çiçeklerle dolu bir bahçecikle karşılaşınca nasıl da şaşırırlardı.

Yaz geceleri, dışarıdaki divanda otururduk. Bahçedeki çiçekler en sevdiğim şekilde dizayn edilmişti: Karman çorman. Ve hiçbirisi para verilerek alınmamıştı. Hepsinin bir hikayesi vardı bu yüzden de. Mesela minik limon ağacının, güllerin, sardunyaların, ortancaların... Bahçeye çıktığımızda hacı anne tek tek anlatırdı: "Bak, bu üstteki komşunun çiçeğinden; bunu filanca vermişti, bunun tohumunu köyden getirdim..."

Bu bahçeyi gözünüzde canlandırmaya değer bulduysanız, muhtemelen ben söylemeden tenekelerdeki çiçeklere de yer vermişsinizdir hayalinizde. Sadece teneke saksılar mı, buradaki her eşyanın bambaşka bir evveliyatı mutlaka vardı. İçine çiçek tohumları koyulmuş yoğurt kovasının, el yıkamak için kullanılan sabunun durduğu margarin kutusunun, ayakkabılıktan bozma ıvır zıvır dolabının... Kovaları, tenekeleri tek tek incelerdim. Artık satılmayan bir ürünün adıyla karşılaşınca etkilenirdim. "Vay be!" derdim. "Kimbilir ne zamandan kalma".

Hacı annemiz ve hacı dayımız yaşadıkları yerde çok sevilen, el üstünde tutulan, bütün çocukların anneanne-dede diye hitap ettikleri, çok tonton insanlardı. Onları arka arkaya kaybettikten sonra Üsküdarla bağımız kopmuştu bizim. Ta ki, Üsküdar'da yaşadığını evvelce bilmediğimiz çok özel bir dostun haberini televizyondan aldığımız o güne kadar...

(devam edecek...)


Sibel Yiğit


İzlenme: 506
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR