Muhabir olmak ister misiniz?

İslâm mı karanlık ve noksan olan?

Sibel Yiğit

Sibel Yiğit

E-Posta : sibelyigit76@yahoo.com

 "Bütün dünyayı gezdim" dedi ve "içinde islâm geçen güzel bir tek şey görmedim ben".

 
Şaşırmadım. Allah'ı dilemeyen diğerleri gibi, biliyordum göremediğini onun da gözlerinin.
 
Konuşmak istedim onunla, bile bile henüz işitemediğini de.
 
Allah'a inanıp inanmamak arasında bir yerlerde sıkışmıştı yıllardır. 
 
"Bana birşey açıklayacaksan bilimsel referans isterim" dedi, sanki farkındaymış gibi kalbini kulllanamadığının. Sadece beyni ve beş duyusu ile karşımdaydı ve yoksundu henüz idrakten kalbi.

"Göremediği bir güzelliği yok sayması insanın ve noksanlığı bakan gözlerinde değil de baktığı yerde araması sadece, sence bilimsel mi?" dedim. "Görünür bölge dışındaki dalga boylarının da, varolmadıklarına inanmalıyız bu durumda".
 
Sorumu da yok saydı anında ve islâm coğrafyasına baktığında; cahillikten, zorbalıktan, hırsızlıktan, gaddarlıktan başka birşey göremediğini söyledi. 
 
Adını "islâm" ilan etmiş, kapkaranlık insanlar var diye o coğrafyada, kabahati islâmda aramak tuhaf bir yaklaşımdı. Zira islâm; her devirde yetiştirdikleriyle sağlamasını sürekli vermekteydi. O farketmemişse bunu, kabahat kimdeydi?
 
Bu gün islâmı yaşadığını zanneden insanların ancak çok küçük bir kısmının gerçek islâmı yaşamakta olduğunu söyledim.
 
"Bir de bu çıktı başımıza. Gerçek islam şöyledir, gerçek islam böyledir... Çok güzel birşeyse madem gerçek islâm, birileri yaşasa da şunu, biz de görsek artık" dedi. Ah bu konuda bir özeleştiriyi, islâm olduğunu zannedenler de ne olurdu artık yapabilseydi.
 
İslâm "teslim" demekti. İnsanın ölmeden önce; ruhunu, fizik vücudunu, nefsini ve iradesini Allah'a teslim etmesini emrediyordu. Oysa bu gün yaşanan islâma baktığımızda; Allah'a teslim edilen hiçbir şey yoktu. İslâm; yaşandığı zannedilen coğrafyada, sadece şekilden ibaret içi boş bir öğreti olarak kalmıştı.
 
İnsanlar, islâm dairesi içinde doğmuş olsalar bile Allah'a ulaşmayı dilemeden ona adım atamazlardı. Yetmez, islâmı yaşamak için ezelde kendileri için tayin edilmiş mürşidi bulup ona tâbi olmaya muhtaçtılar. Oysa bu gün bu farzların hepsi unutulmuştu.
 
Dolayısıyla islâmı yaşadığını zanneden bir toplulukla, yaşamayan bir topluluğun nefs karanlığı açısından birbirlerinden bir farkları aslında yoktu. Ama nefsler; bulunulan pozisyona, şuur kazanılan ortama, çevresel faktörlere ve oranları kişiden kişiye değişen nefs hastalıklarına bağlı olarak farklı yanlışlarda sınırları zorlayabiliyorlardı. İşte bu yüzden, insanın, birilerinin yaptığı nefsani davranışlara bakıp kendisini temiz kalpli, çok erdemli kabul etmesi ve islâmı o yanlışlarla değerlendirmesi bir yanılgıydı. İslâmı yaşadığını zanneden insanların nefsani davranışları, kendi karanlıklarının bir neticesiydi ve bu davranışların islâma mal edilmesi kesinlikle doğru değildi.
 
Daha ağır sözlerle konuşmasına devam ederken arkadaşım, bir tartışma ortamı yaratmamaya özen gösteriyor ve kurtuluşuna vesile olabilmek için dua ediyordum içimden. Kalbimde ona ait olan sevgi fidanı sanki azıcık sersemlemişti; fakat yanıbaşında o an biten ve bir saniyede büyüyüp serpilen merhamet ağacına yaslamıştı düşen boynunu ve herşey yine de çok güzeldi. 

Bir yanımda, önüne geçemediğim bir hüzün dalgası oluşturmuştu karşılaştığım bu tavır. Canım arkadaşım, Allah'tan uzak dünyasında ne kadar da emniyetsizdi. Yeni doğan bebeklerini ve sevgili eşini düşündüm o an. Kapkaranlık  uzayda, zavallı bir resim olarak belirdiler hayalimde. Bilinmezlikler içinde, mânâsız şeyler umarak hayattan, şuursuzca yaşıyorlardı. 
 
Kelimeler dilimden değil, kalbimin aydınlık yanından dökülüyordu konuşurken. Ufacık anlar yakalıyordum bu sırada ve bazı sözlerimin, nefsinin kalesinden sızdığını hissediyordum arkadaşımın. Ve orada, kalbinin en derin bir yerinde, onun bile unuttuğu, mübarek bir yer bulabilmelerini umuyordum. 
 
"Neden" dedi, "mütevazi olmuyor islâmı yaşayanlar? Uruguay başkanı gibi mesela". "Ben" dedi "onlara bakınca ne kadar temiz kalpli bir insan olduğumu bir kez daha anlıyorum". 
 
Küçücük çevrem, yüzlerce mütevazi kardeşim ile doluydu benim. Ama onun, Allah'ı dilemeyen kalbi için ne mânâsı olablirdi ki vereceğim güzel örneklerin. Uruguay başkanını evet sevmiştim ben de. Ama birçok insanı etkilediği biçimde etkilememişti yaşantısı beni. Allah'tan bahsetmiyordu hiç ve O'na davet etmiyordu. İnsanların doğuştan sahip oldukları hasletler ölçüsünde açığa çıkan erdemli yönleri; mesela cömert olmaları, merhametli olmaları, mütevazi ya da fazlasıyla kanaatkâr olmaları, kapkaranlık bir nefsleri olduğu gerçeğini değiştirmiyordu ki. Ve kalplerinden dilemedikleri sürece O'na ermeyi, onları Allah'a dost kılmıyordu. Allah'a dost olunamamış bir yaşamın ne kıymeti olabilirdi, hangi hünerinden söz edilebilirdi? 
 
"Neden" dedim, "onu da sen başarmıyorsun? Gel, Allah'a ulaşmayı dileyip Allah'ın yoluna gir ve öyle mütevazi ol ki madem, öyle sevgi dolu, öyle kucaklayıcı, seni örnek alsın birileri de".
 
Bunu söylerken, laf olsun diye söylememiştim. Bu güzel insanın, bir gün Allah'a dost olabileceğine yürekten inanarak söylemiştim. O ve ailesinin hayalimde beliren zavallı resmi, biraz olsun sıyrılmıştı karanlıklarından şimdi.
 
Ve ekledim: "Bir gün mutsuzluğunun teşhisini koyar ve O'na muhtaç olduğunun farkına varırsan ve yakın, çok yakın olmak istersen O'na, yıllar geçmiş olsa bile seni beklediğinden emin ol. İşte o gün; O'na  ulaşmayı, dost olmayı, ölmeden evvel teslim olmayı dile".
 
"Ben almayayım, kalsın" dedi gülerek ve gitti. 
 
Sonra ne mi oldu? Bir "mücâhid"tim inşaallah ben ve gerekeni yaptım. Arkasını dönmüş giderken o, usulca çektim silahımı. Nefsimleydi cihadım benim ve duam silahlarımdan biriydi. Onun için, ailesi için Rabbim'den bir kez daha sonsuz sonsuz mutluluklar diledim.
 
 
Sibel Yiğit


İzlenme: 877
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
136 hit, 72 ziyaretçi, 75 ziyaret
Bu ay:
716 hit, 345 ziyaretçi, 368 ziyaret
Toplam:
76471 hit, 26337 ziyaretçi, 28923 ziyaret