Muhabir olmak ister misiniz?

(Allah'a Dost) Olmak ya da Olmamak

Sibel Yiğit

Sibel Yiğit

E-Posta : sibelyigit76@yahoo.com

 Doğduğumuz an daha, hiçbir ücret istemeden bizden, önümüze serdi nice güzelliklerle bezediği yaşamlarımızı. Düşünmedik bile çoğumuz, binbir çeşit nimeti içinde yaşarken onun; "Bunca hediyenin karşılığı olarak acaba ne yapabiliriz?" diye hiç.

Kendine ait tertemiz bir emaneti üfledi yetmezmiş gibi herbirimizin içine. O'na ait ruhu, ölmeden önce O'na ulaştırmak üzere yüklenmiş olduk böylece. Başka hiçbir dostuna, dost namzetine yapmamıştı bunu. Çünkü çok ama çok seviyordu bizi. Ve hiçbir talebi yoktu, bizim de onu çok ama çok sevmemizden ve dost olmayı dilememizden gayrı O'na.

Bir fırsat tanısak dostluğuna; hiç kimsede bulunmayan şefkati, emniyeti anında bulabilirdik katındaki o en güzel sığınakta. Ve dostlarımızın en iyi sır tutanı, en vefalısı, en adaletlisi, en affedicisi olurdu şüphe yok ki.

Herşeyin sahibi iken ve hiçbir şeye muhtaç değilken aslında; bir nakış gibi ince ince, zarif zarif işlemişti uğrumuza yarattığı herbir detayı. Yaratılmış olanın, onu Yaratan tarafından bunca önemsenmesi, nasıl da tariflere sığmayacak bir şerefti.

Baharları işlemişti mesela; gelincikler, papatyalar ve binbir çeşit kır çiçekleriyle. Kışları, yazları işlemişti ayrı ayrı.

Ufuklara uzanan denizleri eklemişti yaratmasına. Ve bambaşka bir dünya da denizler içinde vücuda getirmişti.

Masmavi gökler inşa etmişti üzerimize. Her sabah mutlaka doğan bir güneşi nur kılmıştı sonsuzluğun içinden. Gecelerimizi de unutmamış, ay ve yıldızlarla süslemişti.

Binbir tonunda yeşilin, en güzel ağaçları yaratmıştı. Bu görsel şöleni hazırlamış olmak, tek başına yeterli gelmemişti O'na belli ki ve daha güzeline "Ol!" deyip ağaçların dallarını cıvıldaşan kuşlarla doldurmuştu envai çeşit. Sabah olup gün doğarken üzerlerine vurması için onun ilk ışıklarının, çiy damlalarıyla süslemişti tüm yaprakları üstelik.

Elbette tüm mânâsı; beğenilesi olmaktan ibaret değildi bu güzelliklerin. İçinden faydalar fışkıran, sırlarla dolu, hem kompleks ama hem de daima düzgün çalışan sistemlerdi herbiri.

İnsan Allah için yaratılmıştı. Dışındaki herşey ise insanın emrine musahhar kılınmıştı. İnsan acaba, bunu ne zaman farkedecekti? Ne zaman başka bir şey için değil; kâinatın tek sahibine dost olmak için, kul olmak için yaratıldığını idrak edecekti? Kendisine bahşedilmiş ömrü, O'nun için yaşamayı ne zaman akledecekti?

Din; emir ve yasaklardan ibaret, sıkıcı, baskıcı, karanlık bir dünyayı ifade etmiyorken gerçekte, nasıl olmuş da böyle yanlış bir imaja bürünmüştü insanların gözünde ve kaçar olmuştu bazıları ondan? Ve neden onu yaşayanları kâmil insan yapmaz olmuştu artık din? Yetmez, sağlaması neden sevgiyi, mutluluğu vermiyordu hayatlarda, eskiden verdiği gibi? Eksik olan din değilse ve sayısız velînin hayatında bin yıllardır kanıtlamışsa zaten bunu, eksiksiz olarak yaşamak yeniden onu, nasıl mümkün olacaktı madem? Unutulmuş birşeyler mi vardı yoksa?

Evet, unutulmuştu. Teslim dini değildi artık yaşanan. Hurafelerden ibaret bir öğreti almıştı onun yerini.

İslâma; kimliğinde "müslüman" yazan bir ailede doğmakla değil, öncelikle bir niyeti, bir dileği kalbe koymakla adım atılabilirdi. Herşey tek bir dilekle başlayacaktı yani. Kalpten, küçücük, tek bir dilek. Allah'a ulaşmayı dilemek...

Rum 31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

İşte o dilek; ufacık bir tohum gibi düşecekti, kalbin, muhtevasında sevgi olan toprağına. Ve bir orman gibi, işte tam orada yeşertecekti; günden güne çoğalacak ilahî mutluluğu. Allah'a sorularak tâbi olunacak bir velî mürşidin himmetiyle yaşanacaktı hakikat dini. Yunus gibi, Mevlânâ gibi, Hacı Bektaşî Velî gibi. Başka türlüsü mümkün değildi.

Nahl 9: Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

Furkan 70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).


Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü'min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur'dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderendir).

Herşey bir dilek ile bu kadar kolay değişebilecekken hayatımızda, tasavvufun iki kanatlı mutluluk kapısını hiç açmadan yaşamak niyeydi öyleyse? Yaşam onun ardındayken, yaşamak taklidi yapmak değil de neydi, kapının bu tarafında payımıza düşen?

Ben o küçük dileği dileyerek sonucunu tahkik etmeyi seçtim işte bu yüzden. Hacet namazı kılarak bulduğum mürşidime tâbi oldum ve tasavvufun içindeyim sonsuz hamd ve şükrolsun ki... Kör, sağır, dilsiz bir ölü değilim.

Elbette siz, orada kalmaya devam ederek tamamlayabilirsiniz ömrünüzü. Şimdiye dek yaptığınız gibi şuursuzca tüketip yaşamakta olduğunuz anlarınızı, hep daha uzaktaki anlardan medet umarak kaybedebilirsiniz elinizdeki tek seferlik yaşam fırsatını.

Ya da... Tam şimdi ayağa kalkıp o muhteşem kapının önünde; "Ben de varım Rabbim!" diyebilirsiniz siz de. "Ölmeden önce Sana ulaşmayı ben de diliyorum. Ermiş velî kulların nasıl erdilerse sana, ben de öyle ermek istiyorum. Ölmeden önce ruhumu sana teslim etmek istiyorum. Tüm teslimlerimi yapıp islâm olmak istiyorum" diye haykırabilirsiniz kalbinizden.

Karar sizin.

Sibel Yiğit


İzlenme: 476
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
32 hit, 16 ziyaretçi, 17 ziyaret
Bu ay:
337 hit, 194 ziyaretçi, 211 ziyaret
Toplam:
75160 hit, 25691 ziyaretçi, 28226 ziyaret