Muhabir olmak ister misiniz?

Altın Şehir Üsküdar

Nur Ersen

Nur Ersen

E-Posta : okumaca@gmail.com

 Sonbahar mevsimi bir başka güzeldi Üsküdar'da.

Ilık esen rüzgârın peşinden sürüklenen kuru ve sararmış yaprakları görmek, yağan yağmurun etrafa saçtığı mis gibi toprak kokusunu teneffüs etmek için sabahları merdiven başına çıktığımda  “Canım İstanbul, büyük aşkım!” diye haykırmak geliyordu içimden.
Akşamları babamla birlikte oltalarımızı alarak sahile inmek bir alışkanlık, bir tutku haline gelmişti benim için. Okuldan döndükten sonra o günkü derslerimi gözden geçiriyor, sonra balık tutmak için gerekli olan malzemeleri bir çantaya koyuyordum. Mayomu da yanıma almayı hiç ihmal etmiyordum. Yüzmeyi iyice öğrenememiş olsam da arada bir denize girmek hoşuma gidiyordu. Bir de evdeki ekmek parçalarını bir torbaya koyup çantanın dibine yerleştiriyordum. Bahçemizin tahta kapısına yaslanarak babamın işten dönüşünü sabırsızlıkla bekliyordum.
Babamla balığa çıkarken Sahil yolundaki Şemsi Paşa Camii’nin önünden geçerdik ve ben çantamdaki ekmek parçalarını cami avlusunu kendine mekân edinmiş aç kedilere dağıtır, onların bu ekmekleri iştahla yemelerini seyrederdim.
Mimar Sinan, hayatının son zamanlarında yaptığı Şemsi Paşa Camii’ne o kadar göz nuru dökmüş ve emek vermiş ki rivayete göre kuşlar bile bu emeğe saygıdan, caminin kubbe ve minaresine konmuyor, üstünü kirletmiyorlarmış. Bu yüzden halk arasında Şemsi Paşa Camii’ne ‘‘Kuşkonmaz Camii’’ deniyormuş.
Deniz kenarına gidince önce balık tutmak için kendimize iyi bir yer seçip sonra çaparilerin ucuna çeşitli yemler takarak oltalarımızı denize atıyorduk.
İlk balığımı avladığımda büyük bir zafer kazanmış gibi hissetmiştim. Sonra ona acıyıp denize geri yollamış, özgürlüğüne kavuşturmuştum. Daha sonraki günlerde yakaladıklarımı içi su dolu büyükçe bir kaba doldurmaya başladım. Eve götürdüğümüzde annem hepsini bir güzel temizliyor, bahçede mangal yakıp ızgarada pişiriyordu. Tadına doyulmaz bu balıkları afiyetle yiyorduk.
Bazı günler annem de geliyordu bizimle. Hep birlikte SALACAK'A doğru yürüyor, güneş batarken martı sesleri arasında Kızkulesi'ni izliyorduk. Denizin üzeri pırıl pırıl parlarken kuleye olan hayranlığım bir kat daha artıyordu.
Bir müddet sonra “Acaba kulenin içinde gerçekten bir kız yaşıyor mu? Yaşıyorsa tek başına ne yapıyor, canı sıkılınca dışarıya çıkıp dolaşıyor mu? Onu neden göremiyoruz. Yoksa bizler burada olmadığımız zamanlarda mı çıkıyor? Ne yiyor, ne içiyor, ihtiyaçlarını kimler karşılıyor?” gibi meraklar uyanmaya başlamıştı içimde. Bu düşüncelerimi anneme açtığımda:
“İçinde kimse yaşamıyor. Kızkulesi yüzyıllar önce boğazdan geçen gemilere yol göstermek amacı ile yapılmış,  tepesine büyük bir fener yerleştirilmiş ve fenerin ışığı sayesinde gemiler yolarına rahatça devam etmişler. Bir de halk arasında bilinen bir öyküsü var.”
“Çok eskilerde Bizans imparatorunun bir kızı dünyaya gelmiş. Ünlü falcılar on sekiz yaşına geldiğinde onu bir yılanın sokacağını ve öleceğini söylemişler. İmparator denizin ortasına herkesten ve her şeyden uzak olan bir kule yaptırıp  güzeller güzeli kızını ölümden korumak amacı ile buraya kapatmış. Sevdiği delikanlı kimselere görünmeden her gece yüzerek kızı görmeye gelirmiş.  Bir gece prensese bir sepet dolusu meyve getirmiş ve geri dönmüş ama sepete saklanan zehirli bir yılan kızı sokarak öldürmüş. O günden sonra buraya KIZKULESİ denilmiş,” diyerek merakımı gidermişti.
Öyküden öylesine etkilenmiştim ki “Neden delikanlı sepeti kontrol etmedi de prenses öldü!”  diye günlerce üzülmüştüm.
Bir gün Üsküdar’a yolunuz düşerse sizlerin de Kızkulesi’ni Salacak’tan izlemenizi tavsiye ederim.
Kıyıya 180–200 metre uzaklıkta olan Kızkulesi sahilden bakınca çok yakın görünürdü bana. Hani, “Sanki elimi uzatsam tutuverecekmişim gibi” bir söz vardır ya, işte ben de “Sanki suya atlasam yüzerek kuleye birkaç kulaçta ulaşıverecekmişim gibi” hissederdim kendimi. Denizin ortasında tek başına kalmış olması, mimari yapısının güzelliği ve kulenin ihtişamı beni çok etkilerdi.
Sadece gündüzleri değil geceleri de bambaşka bir güzelliğe bürünen Üsküdar’ın bir özelliği de karşı yakayı görebilmesiydi. Geceleri merdiven başına çıktığımda Avrupa Yakası’nı büyük bir keyifle izleyebiliyordum. Evlerin, camilerin ve eğlence yerlerinin ışıkları, bir ateşböceği ordusunun saçtığı ışık kümesini andırıyordu.
Taksimdeki Hilton Oteli’nin rengârenk ampullerle süslenmiş olan tabelası bir sembol gibi duruyordu denizin öbür tarafında. Özel gecelerde Hilton’dan atılan havai fişekler gökyüzünde bir renk armonisi oluşturuyor, sonra sabun köpüğü gibi dağılıp kayboluyordu.
Okuyanlarınız bilir, ünlü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı “İSTANBUL’UN FETHİNİ GÖREN ” isimli şiirinde:
 
“Üsküdar Üsküdar, bir ulu rüyayı görenler şehri!
Seni gıpta ile hatırlar vatanın her şehri.
Hepsi der: “Hangi şehir görmüş onun gördüğünü?
Bizim İstanbul'u fethettiğimiz mutlu günü!”
 
Diye dizelerine başlamış, devamında, Savaş hazırlıklarının elli üç gün boyunca Üsküdar’lılar tarafından saniye saniye izlendiğini, Topkapı’dan gürleyen top seslerini, elli üçüncü günde karadan denize tek tek indirilen gemilerin nasıl da görüldüğünü ve fetih anını açıkça dile getirmiştir.
İşte ben, yeni bir çağın başlangıcına şahitlik yapan böyle bir semtte, “ÜSKÜDAR”da yaşadığım için, kendimi her dönemde çok şanslı hissetmiştim.
Yıllar sonra Avrupa Yakası’na geçtiğimde, akşam güneşinin denize, kuleye ve Üsküdar’ın yamaçlarında bulunan tüm evlerin üzerine vurduğunu, Üsküdar’ın nasıl pırıl pırıl parladığını görmüştüm. Böylece tarihteki ismi “Hrisopolis” yani “Altın Şehir” olan Üsküdar’a “Altın Şehir” dedikleri için ne kadar haklı olduklarını anlamıştım.
 
NUR ERSEN
Bir Üsküdar Masalı Kitabından…


İzlenme: 1234
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
136 hit, 72 ziyaretçi, 75 ziyaret
Bu ay:
716 hit, 345 ziyaretçi, 368 ziyaret
Toplam:
76471 hit, 26337 ziyaretçi, 28923 ziyaret