Semt İsimleri Nereden Geliyor

25 Mart 2015 Çarşamba 19:25
semt-isimleri-nereden-geliyor

İşte anlamları

Üsküdar'da nereye baksanız tarihin bir izini görmeniz mümkün. Sadece tarih değil aynı zamanda doğal güzellikleriyle dilden dile meşhur'dur Üsküdarımızın. 

Bu güzel belde de öyle isimler varki anlamını merak edip sizler için araştırdık. İşte sonuçlar


Üsküdar
Bizans devrinde Skutari denilen asker kışlaları şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu, zamanla Üsküdar'a dönüştü. Üsküdar önceleri Kadıköy’e bağlı küçük bir köy iken günümüzde kalabalık nüfusu ve hareketli ticaret merkezlerinin olduğu bir yerleşim merkezi halini almıştır. Geçmişten günümüze kadar önemli ulaşım yerleşim yeri olmuştur. Üsküdar’ın en eski semtleri Ayazma, Toygar Hazma, Selami Ali, Sultantepe, İcadiye mahalleleridir. Semt olarak Üsküdar denince İskele yöresi ve Üsküdar çarşısı akla gelir.

Selman-i Pak Caddesi
Bağlarbaşı - Fıstıkağacı semt'lerinden Üsküdar'a merkeze inerken kullandığımız caddenin ismidir. Selmân-ı Pâk’ın Peygamber efendimizin (SAV)’in berberi olduğu bilinmektedir. Kaynaklardan edinilen bilgiye göre; Selmân-i Pâk, İsfahanlı olup, Mecusi (ateşperest) idi. İran'da Hıristiyan olmuş, sonra Anadolu'ya gelmiş ve kiliselerde hizmet etmiştir. Gençlik yıllarının bir bölümünü Nusaybin'de bir kilise papazının yanında geçirdiği söylenmektedir. Sonraları Şam'a, oradan da Medine'ye geçmiştir. Söylentiye göre bir Yahudi'nin kölesi iken, Peygamber Efendimiz (SAV) ile karşılaşmıştır. Peygamber Efendimiz (SAV) onu satın alarak serbest bırakmıştır. Bundan sonra Peygamber Efendimizin (SAV) berberliğini yapmış ve bu arada İslamiyet’i kabul etmiştir. Mardin Nusaybin ilçesinde bulunan Selmân-ı Pâk Türbesi günümüzde ziyaretgâhtır. Hz. Ömer zamanında yüksek makamlara getirilir. Berberlerin piri olarak kabul edilir.

Sultantepe
Üsküdar İskelesinin üst yanındaki yüksekliklerde kurulmuş olan semte Sultantepe denir. Buraya eskiden Hacı Hesna Hatun Mahallesi derlerdi. Hacı Hesna Hatun, Mihrimah Sultan’ın dadısıydı. Saraydaki görevinden ayrılırken padişaha : “Beni her yanı görebileceğim yüksek bir yere götür” demesi üzerine bu isteği kabul edilmiş o da Sultantepe’nin bulunduğu yeri seçmiştir. Güzel havası, manzarası ve yanındaki Nuri Demirağ Korusu ile Sultantepe zaman içinde birçok tarihe beşiklik etmiştir.

Kandilli

Vaniköy’den sondaki iskeledir. Burada Dördüncü Murat Revan Seferine hazırlanırken bir saray yaptırdı. Sarayın yapıldığı yare Kandilli Bahçe denirdi. Saray eskiyence Birinci Mehmet bu sarayı yeniledi. Bu saraya ve çevresindeki semte Nevabad adı verildi. Nevabad Sarayının Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından onarılması 1718 yılına rastlar. Dördüncü Murat 1632’de Revan Seferinden dönünce burada bir şehzadesi dünyaya gelmiş. Yedi gün yedi gece kandiller yaktırıp şenlikler yaptırmış. Kandilli adı buradan gelmiş. Kandilli’de bir deniz Fenerinin bunmasından ötürü Kandilli adının verildiği de söylenir. Kandilli Rasathanesi, Kandilli Kız Lisesi bu semttedir.

Karacaahmet
Üsküdar - Kadıköy yolu üzerinde selvi korusu halinde geniş bir alanda yayılmış olan mezarlığa ve çevresindeki semte Karacaahmet denir. On dördüncü yüzyılda İran sarayından Anadolu’ya gelmiş olan Karacaahmet’in türbesi Nuhkuyusu Caddesi başında, sol köşededir. 

Kısıklı
Çamlıca tepesine çıkan yolun başındaki semte denir. Türkçede kayalar arasından sızan kaynak suyuna kısıklı denir. Burada sertlik derecesi 2 olan Kısıklı Suyunun kaynağı ve çeşmesi vardır. Semt adını Kısıklı Suyu’ndan almıştır. Kısıklı çeşmesinin üstünde Kısıklı Camii bulunur. Üsküdar’dan Kısıklı’ya gelen yol, buradan Ümraniye’ye, Büyük Çamlıca’ya ve Küçük Çamlıca’ya giden kollara ayrılır. 

Kuzguncuk
Üsküdar’la Beylerbeyi arasındadır. Bu semte Kuzgun Baba denilen bir dervişin adını taşıması için Kuzguncuk denmiştir. Burada Kuzgun Baba’nın ve Nakkaş Baba’nın türbeleri vardır. Osmanlı Devrende Serasker Fethi Paşa ve Serasker Hüseyin Avni Paşa bu semtte oturmuş birer yalı yaptırmışlardır. Kuzguncuk’la Paşalimanı arasında Boğaziçi’ne bakan sırtlar üzerinde büyük bir koruluk vardır. Eskiden Kuzguncuk’un çileği ünlüymüş.

Küçüksu

Kandilliden sonraki koyda, Küçüksu Deresinin iki yakasında bulunun semte bu ad verilir. Küçüksu ile Göksu arasında çayır eskiden beri gezi yeridir. Burada Küçüksu Çeşmesi ve Göksu deresi bulunur. İsmini buradan alır.

Salacak
Şemsipaşa ile Harem arasında, Kızkulesi’nin karşısında bulunan kıyıya Salacak denir. “Sala” köy demektir. Buna göre Salacak köycük anlamına gelir . Salacak adının doğuşuna ilişkin bir öykü de vardır : Söylentiye göre Fatih Sultan Mehmet yanındakilere sormuş : “Askerleri nereden salayım?”. Onlar da Salacak’ı gösterip : “ Şu yokuştan salın…” demişler. Semtin adı o zamandan beri Salacak olmuş. Fatih, Salacak’ta Akşemseddin adına bir cami ve çeşme yaptırdı. Ayşe Sultan, Atik Valide Sultan, Hanzade Sultan köşkleri bu kıyıları süslerdi.

Selimiye
Harem’in üst yanındaki semte Selimiye denir. Selimiye Kışlası, Selimiye Cami, Üçüncü Selim Çeşmesi bu semttedir. Semtin adı Selimiye adını taşıyan tarihi yapıtlardan gelmektedir. Burada eskiden Kavak Sarayı ve Bağdat Sarayı adları verilen büyük bir saray vardı.

Şemsipaşa
Üsküdar İskelesi ile Salacak arasındadır. Şemsi Paşa, Yavuz Sultan Selim’in hizmetinde bulunmuş, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Şam, Rumeli ve Anadolu Beylerbeyliği yapmış, İkinci Selim Zamanında vezirlik, Üçüncü Murat zamanında musahiplik etmiş olan Şemsi Paşa Mimar Sinan’a yaptırdığı cami ve medrese ile bu semtte kendi adını yaşatmaktadır. Şemsipaşa Caminin yanında Balaban adı verilen semtte eskiden küçük iskeleler varmış. Sarıtaş denilen İskelede Valide Sarayı ile Ayazma Bahçesi bulunuyormuş.

Vaniköy
Çengelköy’le Kandilli arasındadır. Burada eskiden bir koru varmış. Dördüncü Mehmet zamanında vezir olan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa tarafından Van’dan getirilmiş olan ordu şeyhi Vani Mehmet Efendiye bu semtteki koru armağan olarak verilmiş. Vani Mehmet Efendi buradaki mescidi genişletir on yedi yalıyı mescit vakfı haline getirmiş, bir de sebil yaptırmış. Semt adını bu Vani Mehmet Efendiden almıştır. Vaniköy’ün arkasında 136 metre yüksekliğindeki Topdağı Tepesinden 1908’de toplar kaldırılarak yerine Kandilli Rasathanesi kuruldu. 

Altunizade
Bağlarbaşı ile Kısıklı arasındadır. Semt adını Askeri Şura Üyesi Altunizade İsmail Paşadan alır. On dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan Altunizade İsmail Paşa burada bir cami ile bir hamam yaptırmış, caminin çevresinde oluşan semte Altunizade denmiştir. Boğaziçi Köprüsünden gelen Çevreyolu ve Üsküdar - Ümraniye yolu Altunizade’den geçer.

Ayazma
Kızkulesi’nin karşısında, Salacak İskelesinin üst yanına düşer. Rumların kutsal saydıkları kaynak yada pınarlara ayazma denir. Burada da eskiden bir ayazma varmış, semte bunun için Ayazma denmiş, Ayazma Camii ile Şemsipaşa arasında denize kadar inen alanda Fatih zamanında Üsküdar Sarayı denilen bir saray yapılmış, sonradan bu sarayın yanması üzerene Mimar Sinan tarafından yenilenmiştir. Çok görkemli olan Üsküdar Sarayının bugün ancak kalıntılına rastlayabiliyoruz. Bu semti Üçüncü Mustafa tarafından 1760 yılında yaptırılan Ayazma Camii süsler.

Bağlarbaşı
Çamlıca ile şimdiki Bağlarbaşı’nın bulunduğu yerin arası eskiden bağlık, bahçelikmiş. Bağlar buradan başladığı için semtin adı Bağlarbaşı olmuş. Bağlarbaşı ilçemizin gelişmiş bir semtidir. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi buradadır. Üsküdar, Kadıköy ve Ümraniye’den gelen yolların kavşağında bulunması canlılığı artırmaktadır. 

Beylerbeyi
Kuzguncuk’la Çengelköy arasındadır. Semt adını Bizans döneminde İstavroz, Osmanlı döneminde bir süre istavroz, son zamanlarında ise Beylerbeyi olmuştur. Üçüncü Murat’ın beylerbeyi olan Mir Alem Mehmet Paşadan alır. Ayrıca Recep Paşa ve Yemişçi Hasan Paşa bu semtte beylerbeyi olarak oturmuştur. Boğaziçi Köprüsü, Beylerbeyi Sarayı, Beylerbeyi Camii semtin önemli yapıtlarıdır. 

Çengelköy
Beylerbeyli ile Vaniköy arasındadır. Semtin adı üzerinde çeşitli söylendiler vardır. Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için ismi bu olayla anılıyor. Başka bir kaynak da şöyle diyor : Kaptan-ı Derya Çengeloğlu Tahir Paşa burada bir cami kurdurmuş Caminin çevresinde oluşan köye Çengelköy adı verilmiş. Bu yöredeki Hünkar Köşküne Çengelköy Kasrı denirmiş. Çengelköy’ün yoğurdu, hıyarı, ayvası, kavak inciri denilen patlıcan inciri ünlüdür.

Doğancılar
Eskiden doğancılar vardı. Avda kullanılmak üzere doğan, şahin, atmaca, çakır gibi av kuşlarının yuvalarını korumak, yavrularını büyütüp padişah için saraydaki doğancıbaşıya getirmekle görevliydiler. Doğancıların bu semtte oturması nedeniyle semtin adına Doğancılar denmiştir. Ayrıca İkinci Selim ve Üçüncü Murat’ın vezirlerinden av ve doğan merakından ötürü doğancı olarak tanınan Ahmet Paşa bu semtte bir hamamla kendine bir türbe yaptırmış. Bir söylentiye göre bu nedenle semtin adına Doğancılar denmiş, Bu semtte eskiden Hacı Paşa, Ahmet Mehmet Paşa , Nazif Paşazade, Cinci Hoca, Arslan Ağa Köşkleri varmış. İlçemizin Kaymakamlık Binası ile Doğancılar Parkı bu semttedir. 

Dudullu
Dudullu eskiden Üsküdar’a bağlı bir köymüş ve isminin nereden geldiğinin bilinmesinde fayda var. Üsküdar’a 18 Km. uzaklıktadır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u alacağı zaman Duduoğlu Aşiretinin yardımı dokunmuş. Fatih de Duduoğlu Aşiretine Dudullu köyünün bunulduğu yeri tımar olarak vermiş, Daha sonrada aşiret gitmiş, Anadolu’dan gelen halk yerleşmiş. Yukarıdudullu’da İkinci Mahmut’un kızı Adile Sultan’ın 1886’da yaptırdığı bir çeşme vardır. Bu çeşmenin suyu köyün yakınındaki Göztepe’den getirtilmiştir.

Harem
Haydarpaşa ile Salacak arasındadır. Üçüncü Murat zamanında Selimiye Kışlasının bulunduğu yerde Harem-i Hümayun Kasrı denilen bir saray vardı. Padişah ailesinden olan hanımlar buradaki iskeleden kayıklarla İstanbul’a gider gelirlerdi. Buradaki iskeleye Harem İskelesi, semte de Harm denirdi. Harem’deki araba vapuru iskelesi ve otobüs terminalleri büyük ulaşım kolaylığı sağlamaktadır. 

Bülbüldere
Bu semtte eskiden bağlar, bahçeler varmış, gül dallarında bülbüller ötermiş. Bu yüzden bu semte Bülbüldere denmiş.

Çamlıca
Büyük ve Küçük Çamlıca tepelerinde eskiden çam koruları bulunduğu için bu tepelere Çamlıca adı verilmiş. Bugün o eski çamlardan pek azına rastlanmaktadır. Büyük Çamlıca üzerindeki çamlar yakın yıllarda dikilerek yetiştirilmiştir. Eskinden iki Çamlıca’dan biri Eski Çamlıca, öteki Yeni Çamlıca adını taşırdı. Sultan Murat’ın Çamlıcası denilen yer, Küçük Çamlıca’dır. Yeni Çamlıca denilen Küçük Çamlıca, Dördüncü Mehmet zamanında bakım görerek gezi yeri durumuna getirildi. Dördüncü Mehmet Küçük Çamlıca’da 1650 yılında bir cami ve bir köşk yaptırdı. O zamanlar Büyük Çamlıca bir dağ tepesi sayılıyor, burada bir bir tekke ile padişahın Bağ-ı Cihan adlı bir bahçesi bulunuyordu. Çamlıca’da daha çok bahçeli köşkler yer alır. Semt olarak Çamlıca denince Çamlıca tepelerinin etekleri akla gelir . Günümüzde yerleşme alanları Çamlıca’nın tepelerine doğru tırmanma eğilimi göstermektedir.


Kaynak; alanya escort escort alanya



Haber okunma sayısı: 8710

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER