Muhabir olmak ister misiniz?

Fukara Taşı - Zekat Kuyusu

21 Nisan 2015 Salı 16:15
fukara-tasi---zekat-kuyusu

Üsküdar'daki Fukura Taşını sizler için araştırdık

2001 yılında farklı bir isimle kurulan internet sitemiz 2003 yılında şimdiki ismiyle yıllardan beri Üsküdar'ı tanıtmak için yayın yapmaktadır.  Tek amacımız Üsküdar'ın milli ve manevi değerlerini siz değerli ziyaretçilerimize, merak edenlere dilimiz döndüğü ölçüde anlatmaktır.

Üsküdar'ı anlatan ilk özel internet sitesi olmamız nedeniyle 2003 yılından bu yana açtığımız bu yolu kullanan başka sitelere de ilham kaynağı olduğumuzu gördükçe mutlu oluyoruz. 

Şimdi sizlere Osmanlıda bulunan sadaka taşı hakkında bilgi vereceğiz.

Rabbimiz, Bakara suresi 273 ayet-i kerimesinde mealen şöyle buyurur: “(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.”

Yardımın kimselere duyurulmadan yapıldığı, evinde tencere kaynatmaktan mahrum olan fukaraya en az üç çeşit yemeğin kimselerin görmemesi için gece karanlığında gönderildiği zarif günlerden kalma bir yardım vasıtasıydı Fukara Taşı.

İstanbul’da eskiden bir hayli olan ama bugünlere sadece birkaçı ulaşabilen, şimdilerde kullanılmayan ve çok az kişinin bildiği bir “sadaka taşı" vardı. Bunlardan bir tanesi Üsküdar Karacaahmet Mezarlaığının yakınında bulunan "Miskinler Tekkesi"nin bahçesinde bulunurdu. Miskinler Tekkesi hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayınız.

Sadaka taşı, sadakanın sessizce verilip alınmasına yarardı. Fukaraya yardım etmek isteyenler sadakalarını bir buçuk-iki metre yüksekliğindeki bu mermer sütunun üst kısmının ortasındaki çanağı andıran oyuğa bırakır, muhtaçlar da karanlık bastığında bu paranın sadece ihtiyacı kadarını alırdı ve yardımı yapanlar da, alanlar da birbirlerini asla görmez, tanımazlardı.

Osmanlı ülkesini ziyaret eden birçok yabancı gezgin buralarda insana verilen değeri ve hoşgörüyü ülkelerine döndükleri zaman övgü ile dile getirmişlerdir. Dedelerimiz sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın en güzel örneklerini sergileyerek birbirinden anlamlı ve zarif eserlerle bir vakıf medeniyeti oluşturmuştur.

M. D’Ohsson’a göre 18. yüzyılda İstanbul imarethanelerinde her gün 30.000’den daha fazla kişi bedelsiz yemek yiyordu. Zenginler hapishaneleri dolaşıp borcunu ödeyemediği için hapsedilmiş olanları kurtarırlardı. Yine varlıklı müminler, bilhassa ramazan-ı şerif’te bakkalları gezip borç defterinden (Zimem defteri) herhangi bir yaprağı açtırır, borcun sahibini bilmeksizin hesabı öderdi.


Kaynak : Murat Bardakçı - Ahmet Yüksel Özemre - Nidayi Sevim

Haber metni : Erdal Gökyıldız izinsiz kullanılması yasaktır.






Haber okunma sayısı: 1894

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
19 hit, 14 ziyaretçi, 17 ziyaret
Bu ay:
497 hit, 289 ziyaretçi, 316 ziyaret
Toplam:
75320 hit, 25785 ziyaretçi, 28331 ziyaret