Muhabir olmak ister misiniz?

Hasan Cihat Örter Üsküdarlı Müzisyen

29 Ocak 2015 Perşembe 16:18
hasan-cihat-orter-uskudarli-muzisyen

Ülkesine kültürüne insanına hizmet etmek için gece gündüz çalışan 24 saatin 20 sini çalışarak geçiren ‘iyi insan’ olmaya çalışan bu fakir üstadınız

Röportaj tarihi : 21.10.2005

Öncelikle sizi okurlarımıza bir portre olarak tanıtmak isteriz. Hasan Cihat Örter kendini nasıl anlatır?
  Ülkesine kültürüne insanına hizmet etmek için gece gündüz çalışan 24 saatin 20 sini çalışarak geçiren ‘iyi insan’ olmaya çalışan bu  fakir üstadınız…. Geriye dönüp baktığımda ‘Boşuna’ yaşamamışım diyenlerdenim. Yarın ne yaptın diye sorduklarında  şükürler olsun ki şunu şunu yapabildim diye açıklayanlardan olacağımı umuyorum.

 

24 Ekim 1958 yılında İstanbul'da doğdum. Çok küçük yaşlarda harika çocuk olarak piyano ve keman ile tanışarak müziğe başladım. Prof. Antonio Doumesitch'den ders aldım.  Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde Şemsi Yastıman ve Emin Ongan'ın Türk Müziği Derslerine katıldım, makam ve nazariyat dersleri aldım.   Lise eğitiminden sonra Boston Üniversitesi Berklee Müzik Akademisi'nden burs kazanarak Amerika'ya gittim Prof. Gordon Delemond'un öğrencisi olarak Belçika Kraliyet akademisi Liege Konservatuarı'nda Yüksek kompozisyon dersleri aldım Türk müziği üzerine mastır ve doktora yaptım.

İlk albümüm  olan ‘Anadolu Ezgileri’ Klasik gitara adaptasyon’u  Kadının senfonileri, İstanbul şarkıları Re-formation 1 ve 2 İnsprition 1 ve 2, aşk ve hüzün, gitarın sessiz çığlığı, aşk yarası, senden yanayım klasikler 1 2 3 , Kabe ve hicret senfonisi…19 albüm yaptım.  İki satırlık şiirler , Sanatçı , Türk Saz eserleri,  Anadolu ezgilerinden klasik gitar çeşitlemeleri(VCD'li) Müzikle terapi Yazdığım önemli kitaplar.TRT 2'de MÜZİK VE BİZ adlı programı 4 yıl hazırlayıp sundum . STV' de 3 yıl canlı olarak "GECEYİ ÖRTEN MÜZİK" programını yaptım. Sürgündeki Devlet, Menderes, Kızıl Güneş, Sultan Galiyev, Dünden Bugüne Kıbrıs, Cumhuriyet, Osmanlı'nın Doğusu , Fatih Ve Fetih, Doğduğum Topraklar… 200 e yakın belgesel ve film müziği yaptım A.B.D., Rusya, Hollanda, Belçika, İngiltere, Fransa, Yugoslavya, İspanya, İtalya, Almanya, Hindistan, Azerbaycan, Afganistan, Japonya, Çin, Hindistan gibi 70 e yakın ülkede konserler verdim kültür ve medeniyetimi, ülkemi temsil ettim  Bestelerimin aranjörlüğünü de kendim  yapıyorum aynı zamanda eserlerindeki bütün enstrümanların icracısıyım. 

Ülkemizde daha çok gitarist olarak bilirler beni ama 20 ye yakın  enstrümanı iyi  derecede çalabilmekteyim.   Halen çalışmalarını Üsküdar salacakta müzeye çevrilen ve aynı zamanda home studio olan evinde yürütmekteyim.  Yurtdışı ve yurtiçi konserlerinden vakit buldukça; ülkemizdeki müzikal yozlaşmaya, magazinsel medyaya, tele-voleye, kültürel dejenerasyona karşı "Müzik ve Aydınlanama" seminerleri vermekteyim Adımı yaşarken sokağa verdiler rüyamda görsem inanmazdım evimi de müzeye çevirdiler Türk müziğine hizmet etmiş öncü büyüklerimiz ödülüne de layık gördüler daha 47 yaşımda Allah’tan bir kul daha ne ister…. 

Yaptığınız işi; müzik bitmeyen bir aşktır ibadet ile diyorsunuz... Bu ruhla mı müzik yapmaya başlamıştınız yoksa işinizdeki derinlikle mi bu ruh haline büründünüz? Hasan Cihat Örter’in müziğe bakışına dervişane bir bakış diyebilir miyiz?



Ne iş yaparsanız yapın en iyisini yapın derler  eren’ler; aşk ile vecd ile ibadet yapar gibi. Allah’ın herkese verdiği bir yetenek vardır ve önemli olan insanın kendinde kuvvet halinde bulunan bu yeteneğinin farkına varması ve bu yeteneğini ortaya çıkartmasıdır. ‘Derun’unuzda bulunan bu cevherin bir volkan patlaması gibi dışa çıkmasını sağlayan içinizdeki aşktır vecddir  ‘Aşk imiş her ne var alemde….. der fuzuli gerisinin dedikodudan ibaret bir dünya olduğunu fark edersek.. ‘hiç’lik mertebesinin mensubu olursak… tokat atana diğer yanağımızı dönebilirsek, dervişliği bilmek değil yaşayabilirsek  bütün olay çözülür.  Nacizane ben yaptığım işi  aşkla yapmaya çalışıyorum buna dervişlik dersiniz sufilik dersiniz adını ne koyarsanız koyun ama aslolan, aşk olandır.  

Sizi daha çok gitar  virtüözü olarak biliyoruz ama siz bestelerinizde ki her enstrümanı çalıyorsunuz.  Enstrümanlara bu kadar hakimiyet nasıl bir çabanın sonucudur?  Günde 20 saat  çalışıyorum…. 20 değil 2 saat çalışın benden iyi çalarsınız…..çalışmak çalışmak çalışmak….  Bu ülkede gerçek sanatçıya yüzü dönük olmayan bir bakış açısının olduğunu sanırım sizde kabul ediyorsunuz. Sizce  bu toplumun gençleri bu kadar günü birlik şeylerle beslenirken bu durum,  doğru şeylerin izinden gidecek ruhları da baltalamıyor mu?

 

Halk bir tarladır ne ekerseniz onu biçersiniz. kin nefret husumeti verirseniz sevgiyi kardeşliği barışı alamazsınız. Selam verme komşunun hatırını sorma komşun açken uyuyamama biz Müslim gayri Müslim Türklere mahsus olan manevi değerler maalesef son zamanlarda ciddi dejenerasyona uğradı.  Tabi ki doğruyla yanlışı ayırt etmede kötü örnekler güzelliklerin önüne geçmiş bulunmaktadır ve bu genç dimağların önündeki en büyük problemdir. Ben inanıyorum ki elbette bir gün bizim halkımıza verilen bizim tarlamıza ekilen de elbette  aşk olacaktır sevgi olacaktır sanat olacaktır müzik olacaktır.

 

Sanatçı diye bize tele volelerde magazinsel programlarda gelinlerde kaynanalarda laila’larda reynalarda bulunanlar gösterildiği sürece bu hep olacaktır  Sanat diye resimde çıplaklığı müzikte arabeski bize dayatanlar bunun bu ülkeye ne büyük kötülük olduğunu fark edeceklerdir

 

Aslında ev sahibinin hiç mi suçu yok tabi ki bizler de iyiyle kötünün güzelle çirkinin günahla sevabın ayırtında olmalıyız… önümüze konan her yemeyi yememeliyiz…. Aslında durum bu kadar da vahim değil Anadolu’yu dolaşıyorum   üniversiteleri dolaşıyorum müzik ve aydınlanma seminerleri veriyorum aslında herkes her şeyin farkında müthiş bir gençlik geliyor aslında sorunuzda bahsettiğiniz gibi gençlerimiz o kadarda günü birlik şeylerle meşgul değil okuyan üreten yazan çizen bir gençlik var….

 

Gerçek sanatçının bilim adamının yazarın çizerin sadece bu ülkede bu gün yaşanan sorunu değil hak ettiği değerin verilmeyişi bütün dünyada bütün zamanlarda maalesef bu böyle olmuş Beethovenleri Mozartları VAN GOGH ları  hatırlayın lütfen… ha bu ülkeye mahsus bir de şöyle bir gerçek var … sanatçı inanmaz Allah demez kitap demez Muhammet demez manevi değerleri kabul etmez…. Sen git Amerikalarda oku Belçika kraliyet akademisinde oku mastır yap doktora yap bu kadar şey yap sonra gel … alllah de maneviyat de …. Galiba biraz da ters gelen durum bu…. Gençler internette yazıyor hasan cihat allahcıymış yaa…hepimiz türküz müslümanız bu ülkenin 72 buçuk milleti müslümanı yahudisi rumu ermenisi çerkezi lazı kürdü kardeştir ve barış içinde yaşamıştır yaşayacaktır… ön yargılardan kurtulmamız lazım şekilcilikten kurtulmamız lazım…. ‘Gelin canlar bir olalım sevelim sevilelim ….’

 

 

Zaman zaman  "Müzik ve Aydınlanama" seminerleri veriyorsunuz. Bize müzikle nasıl bir aydınlanma olacağını biraz anlatır mısınız?

Bir kere hepimiz en az bir enstruman çalmalıyız belçikada fransada.. hasılı hangi ülkede olursam olayım soruyorum gitar çalan kaç kişi diye salonun yarısı el kaldırıyor herhangi bir enstruman çalan lar elkaldırsın dediğimde salonun tamamına yakını el kaldırıyor…. Bizde maalesef değil gitar piyano bağlama bile çalan sayısı  3ü beşi geçmiyor… tabiki bu ekonomik gerçeklerden bağımsız bir şey değil…. Ama biz az buçuk  müzik aleti çalabilirsek müzikten anlarsak ülkemizde müzik diye bize dayatılan şeyin farkına varırız……….

 

Müzikalite açısından  Türkiye’de kendinizi yalnız hissediyor musunuz?

Hayır hayır bu ülkenin çok kaliteli işler yapan evlatları var… sadece göz önünde değiller.. bilimde olduğu gibi sanatta da maalesef yurt dışına kaçış var… her kes dışarı giderken ben geri geldim anam bile oğlum niye geldin demişti 80 yılında geldiğimde…. Ben ezan sesi duymazsam yapamam…..  Ben kaçmayı değil mücadele etmeyi seçenlerden oldum çünkü beni ben yapan bu ülkedir benim şansımda şansızlığımda bu ülkede olmamdır dünyanın hangi ülkesinde bu kadar çok kültür medeniyet ozan şair  var Anadolu dev bir medeniyet  Amerika da hocam bana dedi ki oğlum  al Anadolu ezgilerini klasik gitara adapte et Amerikalı zaten Bach’ı, Mozart’ı,  Bethofen’ı çalıyor dünyanın en büyük kataloglarına bu adamları çaldığım için değil karaca oğlanı Mevlana’yı Yunusu Dede efendiyi Itriyi çaldığım için girdim….

Dile kolay 2000’e yakın beste müthiş bir birikim. Tüm bunların bâki kalması için sadece albüm çalışmaları yeterlimidir?

 

Tabi ben olaya ticari yönden bakmıyorum albüm yapımcıları olaya ticari yönden bakıyorlar hocam albümünüz çıkalı daha altı ay oldu diyorlar çok satmaz diyorlar biraz beklememi istiyorlar ben  tabi paradan puldan ticaretten anlamam ben işimi yaparım sanatımı yani.. ama gönül istiyor ki bütün eserlerim halkla buluşsun…. Şu an 70 e yakın albüm ü yapmışım  hazır…. Bunlar kayıtlarda  gün gelir basılır inşallah ….. ben yapıyorum kenara koyuyorum….balık bilmezse halik bilir …. Birde Internet sitemde www.hasancihatorter.com da  yayınlıyorlar çocuklar…. Hocam albümünüzü niye alalım ki diyorlar çocuklar nasıl olsa Internet sitenizde bedava dinliyoruz ….. biz bu işi para için yapmıyoruz ki çocuklar……

 

Şimdiye kadar yaptığınız  18 albüm ve 2000 e yakın bestenin içinden en muhteşem olanı diye nitelendirdiğiniz ‘the humanity: Symphony Of Kabe And Hicret’e gelecek olursak  bu çalışmanızı diğerlerinden daha da özel kılan nedir? Hasan Cihat Örter’in hangi ruh haline hitap ediyor?

Hacca gitmeme vesile olan bestemdir bir gece rüyamda gördüm Kabe yi. Etrafında dönüyorum. Albümünde uzun uzun yazdım. Evim stüdyo uyandım ve eseri besteledim . Ertesi gün televizyonda program yapıyorum, çaldım telefonlar kilitlendi bir daha bir daha… bir hac ve umre organizasyon firması geldi hocam sen zaten gitmişsin bizede seni götürmek farz oldu dediler. Herkes binlerce dolar verip sıraya girerken bu fakir üstadınız bir besteyle gitti. tavafı hicreti çileyi  vuslatı kısacası o haleti ruhiyeyi yaşadığım bir eser. Eser bir sahne performansı ve saatlerce bu eserleri icra etmek istiyorum.

Tabi albümün bir başka özelliği de  Kabe senfonisiyle beraber hicretinde senfonisinin  olması ve teknik olarak çok ciddi imkanların kullanılmış olması bir müzik üstadı Baha BODUROĞLU’na buradan şükranlarımı sunmayı istiyorum.

 

Yeni bir kitabınız çıkıyor müzikle  terapi ve doktora teziniz 83 yılında yapmış olduğunuz bu alanda yapılan ilk çalışmalardan biraz bahseder misiniz. Müzik ve terapi?  Osmanlı ve Avrupa mukayesesi yapsanız?

 

Şimdi bu günlerde popüler bir konu müzik ve terapi  bizde biri bir şey yaptı mı taklitleri arkasına dizilir benim çalışmamın farkı akademik bir çalışma olması ve terapik müziklerimden oluşan bir CD ile beraber olması….. kitapta uzun uzun anlattım ama şunu belirtmek de fayda var ki içine şeytan girdi cin girdi diye  Avrupa da akıl hastalarının yakıldığı bir dönemde  bu toprakların efendileri  müzikle hastaları tedavi etmeye çalışmışlardır… işte farkımız bizim….

 

Gençlerde büyük bir batı hayranlığı var İngilizce bilmeyenler bile inanılmaz bir özenti içindeler. bye bye lar çav çavlar?

Maalesef kültürel yozlaşma  içindeyiz kendi kültürünüzden uzaklaştığınızda kendiniz olmaktan çıkarsınız. Bir milleti millet yapan kültürdür, medeniyettir, sanattır, dildir. Konfüçyüs der ki bir milletin dilini bana verin size ayrı bir medeniyet yaratayım. bozulma önce dilde başlıyor. Çıkın sokaklarda dolaşın kendinizi Londra da hissedeceksiniz her yerde yabancı isimler. Benim genç kardeşim bir tişört giymiş muhtemelen anlamını bilmiyor çünkü bilse küfür içerikli yazılı tişörtüyle dolaşmayacak…  güler misin ağlar mısın.. tabi dilimize dolaşan bye bye  da bir anlam veremiyorum selam, merhaba, iyi akşamlar iyi günler, eyvallah hoşça kal dostça kal ların canımı cıktı.

 

Gitarın sessiz çığlığı isimli albümünüzün özel bir sebebi var sanırım?

Evet öğrencim Yavuz Çetinin anısına yaptığım bir albümdür tüm gelirini rahmetli yavuzun ailesine ve çocuklarına verdik.  Maalesef genç yaşta kaybettik yavuzu…. Hocam dayanamıyorum artık bu düzene daha doğrusu düzensizliğe demişti….kokuşmuşluk çürümüşlük çirkeflik…. Yavuz sıkı bir rock gitaristi. Batıda Jazz gibi rock’ın ciddi bir felsefesi vardır. Ama bizde anneler babalar hocam no olur kurtarın bizim çocuk rock gitar çalıyor kötü bir çevrenin içine girdi diye feryat ediyorlar.. hasan ali yücelin hoşuma giden bir sözü var der ki bizde insanlar okumadan yazar oluyorlar büyük bir firmayla anlaştın mı birde tabi geleneğini geçmişini inkar edip büyük lobilere yaltaklandın mı Nobel e bile aday oluyorsun……  gençlere sesleniyorum arkadaşlar ne olur önce okuyun araştırın…. Müzik mi yapacaksınız şiir mi yazacaksınız roman mı yazacaksınız önce o alandaki çalışmaları okuyun üstatlarını öğrenin metotlu ve sistemli gidin ve tabi ki çalışın çalışın çalışın…

Kadının senfonisini ilk siz yazdınız neden kadına senfoni?

Seçme seçilme hakkını dünyada ilk kazanan bizim kadınlarımızdır.  Kadın ; Anadır, anaçtır. Yeni nesillerin mürebbiyesidir.. ve çalışan kadınımız tüm bu toplumsal sorumluluklarının yanında ekonomik bağımsızlık mücadelesi vermektedir ve hala ikincil sınıf olarak algılanır işte bu mülahazalarla yaptığım albümü kadınlarımıza adadım… tarlasında çalışıp evine döndüğünde yemek yapmak zorunda olan kadınımıza…. Sabahlara kadar çocuklarıyla ağlayıp onlarla gülen analarımıza….. ve özellikle büyük kentlerdeki çalışan kadınımıza….

Dünyadaki savaşlara karşısınız  Dünyanın en büyük firmalarından olan emi  dan çıkan albümünüz ıraktaki ve Filistin deki savaşlara bir tepki olarak çıkardınız ve onlara adadınız neden?

Savaş kötüdür. Öldürür. Ve de suçlu  masum ayrımı yapmaz…. İlk önce de ölen çocuklardır. Her nerede ve hangi nedenle olursa olsun ister Afrika da ister Avrupa Amerika yada Irak Filistin Kamboçya Çeçenistan da olsun…… savaş kötüdür ve öldürür. 

Geçenlerde Sanatın gücüyle ilgili hayatında gitar dinletisinde bulunmamış birisi ile konuşuyoruz. Belli ki yaşantısı ‘Arebesk Müzik’ içinde yoğrulmuş bu arkadaşımız  bize “Yahu alt tarafı iki gitar işte!” dedi. Sakallı Celal’in deyimiyle ‘bu kadar cehalet  ancak bu kadar tahsille mümkün olabilir!’  Kendisine, “iki devletin değil, 20 devletin değil, 40 devletin yapamadığını  iki gitar yaptı  Amerika-Vietnam savaşının sona erdirilmesinde. Biri Bob Dylan’ın gitarı, diğeri ise Joan Baez’in gitarı” dediğimizde, bu arkadaş bön bön yüzümüze baktı ve “nasıl yani?” diye sordu. Ben de anlattım kendisine nasıl bu iki  protest şarkıcısının Amerikan eyaletlerini tek tek gezip halk konserleri verdiğini ve halkı aydınlattığını, Amerika-Vietnam savaşına karşı halkı örgütlediğini ve artan muhalefet karşısında  Amerika’nın savaşa son vermek mecburiyetinde kaldığını…… tekrarlamak istiyorum savaş kötüdür ve öldürür.  


http://www.hasancihatorter.org/

Haberin etiketleri:

Hasan Cihat Örter


Haber okunma sayısı: 2063

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
92 hit, 56 ziyaretçi, 62 ziyaret
Bu ay:
736 hit, 356 ziyaretçi, 387 ziyaret
Toplam:
73322 hit, 24772 ziyaretçi, 27204 ziyaret