Muhabir olmak ister misiniz?

İstanbul'un İlk Kadı'sı

02 Mart 2015 Pazartesi 14:51
istanbulun-ilk-kadisi

Hızır Bey (1407-1458)

Kadı Hızır Bey,  Fatih Sultan Mehmet tarafından atanan İstanbul'un ilk kadısıdır.

Üsküdar'da Gülfem Hatun Mahallesinde bulunan mahkeme'de Fatih Sultan Mehmet'i bir olaydan dolayı yargılamış ve büyük padişahın elinin kesilmesi hükmüne karar vermiştir.

Bu nedenle Üsküdar için önemli bir şahsiyettir.

Fatih Sultan Mehmet ile yaşanan olayı anlatmadan önce Kadı Hızır Bey'i tanıyalım.

Kadı Hızır Bey, 6. Ağustos 1404’te Sivrihisar’da doğdu. Babası Sivrihisar kadısı Emir Arif Celaleddin Efendi, annesi nüktedanlığıyla tanınan ve alim bir zat olan Akşehir’li Nasreddin Hoca’nın kızıdır.

Hızır’ı evvela babası okuttu, sonra onu Bursa’ya gönderdi. Hızır orada devrin büyük alimlerinden Molla Yegan’dan tahsil gördü. Molla Yegan bu çok istidatlı talebesini pek beğenerek yetişmesine büyük ihtimam gösterdi. Hatta Hızır’ı o kadar beğendi ki, onu kendisine pek genç yaşlarda damat edindi. Daha sonra Hızır Bey Sivrihisar Medresesi’ne tayin edildi.

Aradan yıllar geçti. Hızır Bey 45 yaşına girmişti. Yeni hükümdar Sultan Fatih, Edirne’de İstanbul fethinin hazırlıklarıyla meşguldü. O sırada Edirne’ye bir Arap alimi gelmişti. Bu alim, karşısına çıkan herkesi ilzam ediyor, kimse kendisini susturamıyordu. Sultan pek müteessirdi. KendisineSivrihisar’da bir genç müderris var, o sizi memnun edecektir, onu çağıralım dediler. Artık Hızır Bey’in fazl u kemali her tarafta duyuluyordu. Fatih bunun üzerine:

-Bir de o getirilsin, buyurdular. Hızır Bey Sivrihisar’dan getirilerek huzura alındı. Sonraki günlerden birinde, hünkar huzurunda yapılan dini mübahesede meşhur Arap aliminin bütün suallerine cevap verdi, lakin Arap alimi kendisinin sorduğu on sekiz sualin hiçbirini cevaplayamadı, ilzam oldu. Sultan bu başarıya o kadar sevindi ki, hemen yerinden kalkıp arkasındaki kıymetli kürkü çıkardı ve Hızır Bey’in arkasına bizzat giydirdi. İşte Hızır Bey’le Fatih ilk defa bu mecliste, böylece tanıştılar. Sultan onun bu muvaffakiyeti üzerine kendisini Bursa’daki Sultaniye Medresesi müderrisliğine tayin etti.

İstanbul fetholununca kendisine çok muhabbet ve itimat besleyen Fatih onu İstanbul’a kadı yaptı. Yalnız Hızır Bey sadece kadı değildi, bütün şer’i ve idari işler de kendisine verildi. Böylece Hızır Bey, İstanbul’umuzun ilk belediye reisi ve en büyük idare amiri oldu.

Ayasofya’nın bir Hızır efsanesi vardır. Ayasofya camiye tahvil olunacağı zaman Hızır gelir. Mihrabı dönük bulmadığı için onu Kabe’ye doğru doğrultmak maksadıyla en arka ve solda büyük direklerden birinin dört köşe kaidesine parmağını sokup bir delik açtıktan sonra, camiyi Kabe’ye doğru çevirir. Ayasofya müze oluncaya kadar bu efsane, bilhassa camiyi ziyarete gelen kadınlar arasında çok söylenir, bu delik bilhassa ziyaret olunurdu ki, hala yerindedir. Pek eski tarihlerde mevcut ve bir maksat için açılan bu delik, Bizanslılar’dan beri var olmalıdır. Şarkta efsanelerin mutlaka bir esası vardır. Bunlar ufat tefek farklarla, lakin esası bozulmayarak bugüne kadar gelmiştir.

Ayasofya camiye tahvil olunacağı zaman Hızır Bey İstanbul kadısıydi. Bu tahvil bittabi şer’iyye sicillerine kaydolunacaktır. Bu mühim ve tarihi tesbiti bizzat Hızır Bey yapmış olmalıdır. Bu efsanede öyle bir vak’a-i tarihiye ve öyle bir zaman ve mekan benzeyişleri vardır ki, ‘Hızır Bey burayı camiye döndürdü ve tescil etti’ rivayeti efsane mi doğurdu, onu bilemiyoruz.”(2)

Hızır Bey’in İstanbul Kadılığı çok uzun sürmedi. İstanbul’un fetih tarihi olan 1453’den, vefat ettiği 1458 yılına kadar devam eden bu yaklaşık 6 yılllık hizmet süresi içinde önemli görevler icra etti. Ele aldığı ilk iş, 13 km’lik bir alanı çevreleyen İstanbul surlarının tamiri oldu. Yalıkapı ile Topkapı surları arasındaki yıkılan kale duvarları ve burçlar yeniden tamir edildi, açılan gedikler inşa edilerek eski haline getirildi. Hızır Bey yerel pazar sayılabilecek olan kapanları kurdu, tartılara ayar konma şartını getirdi. Çarşı ve pazarlarda satılan yiyecek maddelerini denetime tabi tuttu. Esnafa kayıt ve tescil usulü getirerek, onların daha yakından ve etkili bir şekilde denetlenmelerini sağladı. Belediye Hizmetleri’yle ilgili olarak işlenen suçlar için, ilk olarak özel mahkemelerin kurulmasını sağladı. İstanbul Kadısı Hızır Çelebi sadece adli işlerden sorumlu değildi, adeta bir bölge valisi gibi geniş görev alanı bulunuyordu.

Bugün Hızır Bey’in adını dolaylı olarak yaşatan Kadıköy semti, adını bu büyük ilim ve devlet adamından almıştır. Bu bölgeye Hızır Bey’in arpalığı olması sebebiyle “Kadı’nın Köyü” veya Kadı Köyü denmiştir. Ancak zaman içinde pratik bir söyleyişle ‘Kadıköy’ kelimesi dilimize yerleşmiş bulunuyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin karşısındaki tarihi kemerlerin altından geçip Unkapanı’na doğru 150 metre kadar indiğinizde, sağ yanda yol seviyesinden biraz aşağıda İMÇ bloklarının arasında (3 no’lu bloğun önü) iki küçük hazire ile karşılaşırsınız. 1458’de 53 yaşında vefat eden Hızır bey’in kabri buradadır. İstanbul’un bu ilk kadısı ve belediye başkanının mezar taşı (çok şükür ki )orijinal haliyle korunmuş bulunmaktadır, kabir 1971’de ihya edilmiştir.


Kadı Hızır Bey'in,  Fatih Sultan Mehmet'i Üsküdar'daki mahkemede nasıl yargıladığını anlatan yazıyı okumak için TIKLA



Haber okunma sayısı: 2138

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER