Muhabir olmak ister misiniz?

Ayazma Camii

13 Nisan 2015 Pazartesi 23:45
ayazma-camii

Üsküdar’da Salacak ve Şemsipaşa semtleri arasında yükselen Kızkulesi`nin karşısında ve Marmara`ya hakim bir tepe üzerinde konumlanmıştır.

Ayazma, Ortodoks Hıristiyanlarca kutsal sayılan kaynak veya pınarlara verilen isimdir.

Kelime kökeni Türkçe okunuşu ile "aya", yani "kutsal" ve "ma" yani su kelimelerinin bileşiminden gelir:  Zaman içerisinde Türkçede "z" kaynaştırma harfinden başka bir değişime uğramamıştır. "Kutsal su" anlamında olan bu yerler, şifalı olduğuna inanılan tatlı su kaynaklarına verilen bir tanım ismidir. 

Cami ve semtin adı ayazmadan geliyor… Ayazmanın suyu, artık caminin avlusundaki kuyunun dibinde duruyor ve pompayla basıldığında abdest alınan çeşmelerin deposunu dolduruyor. 

Topkapı Sarayı Müzesi arşivinde bulunan 5446 numaralı ve 1172/1758-59 tarihli belgeden caminin yerinde daha önce Ayazma Sarayı ve Bahçesi’nin bulunduğu öğrenilmiştir. Başka bir belgeye göre 1740’lı yıllarda Ayazma Sarayı iyi durumda olup, onarılarak İran elçisine tahsis edildiği bilinmektedir. Geniş bir avlunun ortasına oturan cami, İstanbul manzarasına hâkim bir tepe üzerinde oturmuştur ancak önüne yapılan yüksek binalar nedeniyle artık eski manzarasını kaybetmiştir.

Kuş evleri
Bütün gezginlerin ittifakla yazdıkları konulardan biri de ceddimizin çevreyi ve doğal hayatı koruma hassasiyetidir. Çünkü onlar, bırakınız bahçelerindeki bir ağacı kesmeyi, kamuya ait yerlerdeki ağaçlara da kimseyi dokundurtmazlarmış. Hayvanlara da sevgi vardı; Bizim medeniyetimizde kurdun kuşun hakkı gözetilmiştir. Rahmet Peygamberimiz, susuzluktan kavrulan bir köpeğe su verdiği için cenneti kazanmış olan faziletli bir kişiyi büyük bir mutlulukla ümmetine örnek göstermiştir.

Bu sebeple ecdadımız, cami mimarisinde kuşları bile düşünmüş; sokakta kalmış hayvanlar, yaralı veya hasta göçmen kuşların bakım ve tedavi hizmeti için vakıflar kurmuştur.

Kuş evleri, milletimizin hayvanata, özellikle kuşlara verdikleri değer ve önemin simgesi olmuştur. Bir binanın güneş duvarında bir kuş evi varsa kimse buna şaşırmazdı. Osmanlı kuşları, köpekleri, kedileri pek severdi. Sokak hayvanlarına barınak, kuşlar için kuş evleri, bunların su içebilmeleri için sulaklar yapılırdı. Soğuk kış günlerinde dağda bayırda bulunan kuşların, yabani hayvanların dahi gıda ve su ihtiyaçlarının karşılanması için kurulan vakıflar bulunuyordu. Bu ne asil, bu ne yüce bir anlayış, kavrayış ve hayatı yorumlama biçimidir…



Kuşlar İslâmiyet’ten önceki devirlerden beri Türk toplumunda önemli bir yer tutmuştur. Türk kültürü, sanatı, etnografyası ve folklorunda her zaman yer almışlardır. Kuş evlerinin güzel örneklerini bu Caminin duvarlarında küçük konsol çıkmaları üzerinde oturan tam bir Türk köşkünün minyatür modeli biçiminde görülmektedir.





Haber okunma sayısı: 1182

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


YAZARLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
120 hit, 78 ziyaretçi, 84 ziyaret
Bu ay:
764 hit, 378 ziyaretçi, 409 ziyaret
Toplam:
73350 hit, 24794 ziyaretçi, 27226 ziyaret